ÇEÇE

12 Eylül Notları-2

İlk idam kararı Adana’da verildi

Darbenin 3. günü Türkiye Yzb. Bülent Angın cinayetiyle sarsıldı. Pek konuşulmadı ama o gün bir kişi daha öldürülmüştü; Erdoğan Polat. TKP’nin gençlik örgütü İGD üyesiydi. Cinayet fraksiyon çatışması sonucuydu. Daha sonra idam edilen Serdar Soyergin ise THKP-C (sonra HDÖ) çizgisindendi. Olay, sokaklardan ceset toplanan dönemin devamı niteliğindeydi.

Cinayet 3 gün önce işlenerek yalnızca Polat’ın ölümüyle kalsaydı belki hiç konuşulmayacaktı.

12 Eylül darbesinin 3. sabahıydı. Ülkede sıkıyönetim ilan koşulları en sıcak, en etkin biçimde yaşanıyor, yüzbinler gözaltına alınıyordu. Polat cinayeti işte öyle bir sabah işlenmişti.

Tankçı Yzb. Bülent Angın birliğiyle o sıra bölgede devriye görevindeydi. Silah sesleri üzerine olaya anında el koymak isteyince çatışmanın ortasında hedef durumuna gelince şehit edildi.

Türkiye, darbenin 3. sabahına bir yüzbaşının şehit edildiği haberiyle uyanmıştı.

Olayla ilgili 3 sanıktan biri olan Süleyman Aydemir firar ederken iki sanık yakalandı. Sanıklardan Serdar Soyergin adı öne çıkarıldı. Kamuoyuna Yzb. Bülent Angın’ın katili olarak tanıtıldı. Gerçeğin farklı boyutları olsa da üzerinde durulmadı.

Cinayet, 12 Eylül’de ilk idam olarak toplumsal belleğe kazındı. Olayı ilginç kılan bir başka yönü ise yargılamayla infaz arasındaki hızdı. Cinayet 14 Eylülde işlenmiş idam kararı ise -olaydan yalnızca 5 gün sonra-19 Eylülde yapılan duruşmada verilmişti. Kararın onanma süreci de aynı hızla devam etmiş, karar 9 Ekimde Askeri Yargıtay, 24 Ekimde MGK tarafından onaylanmış, 25 Ekimde Resmi Gazetede yayımlanarak kesinleşmişti. İnfaz aynı gece -25/26 Ekim- Adana’da 6. Kolordu Kışlasında gerçekleştirilmişti. İdamdan infaza değin geçen süre 42 gündü.

Böylece, 12 Eylülün ilk idamı Adana’da infaz edilmişti.

Dişi panter…

Genelde gazetede sosyo-ekonomik konulardan sorumlu muhabir olarak çalışmama karşın, zaman zaman yargı haberlerinde de görevlendiriliyordum. Haber Şefim, Serdar Soyergin davasında da beni görevlendirmişti.

Duruşma 6. Kolordu Kışlasındaki 5 katlı idari binada Askeri Mahkeme için hazırlanan salonda başladı. Yargılama sakin, olağan ritimde yapıldı. Serdar Soyergin, iki elinin işaret parmağını namlu gibi uzatarak maktulü nasıl vurduğunu tiyatral devinimlerle anlattı.

Karar için ara verildiğinde izleyiciler mahkeme salonunun karşısındaki çay-kahve servisi de yapılan kantine alındı.

Serdar Soyergin’in annesi de kantindeydi. Mahkeme salonuna alınmamıştı. Kantinde bir köşede oturuyordu. Yoksulluğu her şeyinden anlaşılıyor, fiziksel açıdan erken yıpranmışlığı dikkat çekiyordu. Üzerinde rengi solmuş basma entari vardı.

Az sonra karar açıklandı; idam!

Karar beklendiği gibiydi.

Mahkeme salonuyla kantinde bir dalgalanma oldu.

Elimde gazetenin gönderdiği son model fotoğraf makinesi, sağ işaret parmağım deklanşördeydi. Gözüm, makinenin vizörü annenin üzerindeydi. Birkaç kare çekmiş onu izliyordum. Mahkeme salonundan çıkanın koluna dokunarak soruyordu; “Noldu, ne karar verildi”.

Mahkumun annesi olduğunu bilen hiçkimse söylemedi, söyleyemedi. Bilmeyen biri “idam” deyip yürüdü kantine.

O çökmüş, erken yaşlanmış kadın o an değişti, iri bir pantere dönüştü… O sıra tanıklık yapan çamyarması mahalle bekçisi çıkıyordu mahkeme salonundan. Annenin çığlığı ona patladı;

“Sen değil miydin oğluma silah veren, mermi veren? Şimdi onu ipe mi gönderdin?” Ağzındaki tek dişi o zaman gördüm.

Çamyarması kurtulmak için merdivene kaçtı. Hızla basamakları iniyordu ki, anne dişi panter 3-5 metre yükseklikteki sahanlıktan çamyarmasının üzerine atladı.

O sıra sağ işaret parmağımın bastırdığı deklanşör motor modundaydı.

Az sonra aşağıda bekleyen gazetenin otomobiline atladığım gibi uçarak büroda aldım soluğu.

Coşkuyla soluk soluğa karşısına çıktığım şefimin ilk sözü “Çetin sakin ol!”du. Oturmamı sağladı. Bir kahve ikram etti. Kahveyi tellendirerek içerken habere yasak geldiğini söyledi.

“Gazeteci çağının tanığıdır”ın önemine inanan dinozor kafalılardanım ya, panterleşen anneye ait filmi yıkayıp masamdaki öbür haber filmlerinin arasına yerleştirdim.

Birkaç hafta sonra öyküyü anlattığım ziyaretçim, görmek isteyince filmi çıkarmak istedim ama yoktu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir