ÇEÇE

Çetin Yiğenoğlu’nun Kurultay Açılış Töreni Konuşması

Cumhuriyet Gazetesi Temsilcisi

TARIM SORUNU EKONOMİNİN TEMEL SORUNUDUR

Atatürk yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti’nde enflasyon eksi birlerde seyrederken kalkınma hızı yüzde yirmilere çıkmıştı. O yoksul ülkede uçak yapılmış ve tüccar millet diye tanınan Hollandalılara bile uçak satılmıştı.

Ne var ki, Atatürk’ün ölümünden sonra Marshall yardımıyla başlayan süreçte bu başarılı ekonomik modelden hızla uzaklaşıldı. Günümüzdeki uluslararası sermayenin egemenliğine giden yolun altyapısı, ilk örnekleri 1950’lerde görülen neoliberal ekonomi modeliyle açıldı. 1980’lerde özelleştirmelerle desteklenen bu model, Cumhuriyetimizin özünü oluşturan tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik kavramlarını örseledi.

Küreselleşme diye adlandırılan emperyalizmin bu yeni yüzü, Yeni Dünya Düzeniyle Osmanlı devletini çökerten serbest ticaret anlaşmaları, kapitülasyonlar, dış borçlar ve ardından Düyunu Umumiye’ye teslim olma gibi uygulamaların benzerlerini yeniden gündeme getirdi.

Tarihten ders alınmadığı için ülkemiz içten ve dıştan yeni bir kuşatma altına alındı. Ekonomimiz IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar tarafından yönetilmeye, KİT’ler, bankacılık sektörü hızla uluslararası sermayenin eline geçmeye başladı.

Siyasal açıdan AB’yle ABD’nin egemenliği gündeme geldi.

Böylece, faiz, borsa, döviz sarmalında kısır döngüye giren, üretmeyen, aşırı biçimde borçlanan, dışa bağımlı ekonomik yapı çöküş sürecine girdi. Ülkemizin geleceği karartılmak istenirken, “Devleti küçültelim” politikası “Devleti yok edelim” boyutlarına getirilmeye çalışıldı.

Cumhuriyetimizin birikimleri yağmalanırken tarımımız da çöküşe sürüklendi.

Bu tahrip edici gelişme tarımsal nüfusu azaltıcı bir süreci dayattı.

Buna karşın yaşanan gerçeklikten kopuk yönetsel çevreler, önümüzdeki dönemde tarımda verimliliğin artırılarak sözümona kişi başına ortalama gelirin yükseltilmesi zorunluluğundan söz eden yaklaşımları gündeme getirdiler. Oysa, bunu yapabilmek söylendiği kadar kolay değildi. Çünkü bu, başta tarımsal işletme biçimleri, toprak mülkiyeti ve eğitim olmak üzere ciddi dönüşümlerin gerçekleştirilmesini gerekli kılmaktaydı.

Tarım kesiminde söz konusu dönüşümler yapılarak sorunlar hafifletilse bile, tarımdan açığa çıkan nüfusun istihdamı gibi dev bir sorun çıkmaktaydı karşımıza. Ekonomide, zaten yüksek oranda işsizlik olduğu dikkate alınırsa ne denli ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacağımız açıktır. Ayrıca, mevcut kent nüfusunun yaklaşık en az üçte biri kadar bir kitlenin kentlere akmasıyla ortaya çıkacak sorunlar bu kitlenin istihdamı ile de sınırlı değildir.

Dolayısıyla, Türkiye’de tarım sorunu her yönüyle ekonominin temel sorunudur. Bu soruna makul çözümler bulunamadığı takdirde, ülkenin yakın ve orta vadeli geleceğinde sağlıklı bir ekonomik yapı oluşturmak ve toplumsal huzuru sağlamak oldukça güç olacaktır.

Acilen önlem alınmadığı takdirde, dün tarımda kendi kendine yeten bir ülke olan Türkiye, kendini besleyemeyen bir ülke durumuna gelecektir.

Saygılarımla.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir