
Kitabın tam adı:
ÇUKURDAKİ KENT VE OVA
(Röportajlar)
Kısa adı:
Çukurova röportajları…
Kitabın “Sunu”su:
“NEDEN KİTAP?
1980’ler Adanası ve Çukurovası ile ilgili röportajlara yayımlandıktan bir süre sonra bakınca ‘Gazeteci çağının tanığıdır’ sözünü anımsadım. Çünkü, röportajlar yazıldıkları dönemin sosyo-ekonomik yapısı hakkında fikir veriyorlardı/veriyorlar. ‘Çukurova’nın Dünü Bugünü’ isimli röportajın Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanması dolayısıyla kaleme alınan ‘Başlarken’ başlıklı yazıda ‘değişen Adana ve Çukurova’nın fırça darbesi’ diye tanımlanabilecek üslupla anlatılmaya çalışıldığı belirtilmişti:
‘İnsanın doğup büyüdüğü çevreyi yazması ilk bakışta kolay görünürdü. Oysa o denli zordu ki… Şöyle dikkatli bakınca, çok iyi bilindiği sanılan şeylerin öyle bilinmeyen yanları çıkıyordu ki… Yaşar Kemal’in Çukurovası, Orhan Kemal’in Adanası… Ciltler dolusu yazdıkları Çukurova ve Adana…Bunca değişim, dönüşüm, yozlaşma ve çürümeden sonra şimdiki Adana’yı, Çukurova’yı kimbilir kaç kitapta, ciltte anlatırlardı? İşte bu yüzden bugünkü Çukurova’yı, Adana’yı yazmak, üstelik bunu beş günlük yazı dizisinde gerçekleştirmek kolay değildi. Anlatım, ister istemez yüzeysel olacaktı. Ancak, olanaklar elverdiğince ana çizgiler yakalanmaya özen gösterildi.’
–Öbür– röportajlar aynı bakış açısından yazılmışlardı. Bir bütünün parçaları gibiydiler. Yüzeysel de olsa bazı gerçeklerin altını çiziyorlardı. İşte bu yüzden tozlu dosyalarda, gazete arşivlerinde yitmemeli, kitaplaştırılarak kalıcı olmaları sağlanmalıydı.
Kitaba ‘Çukurdaki Kent ve Ova’ ismini verdik. Bu isimde röportaj yok. Bu isim önce ‘Çukurova’nın Dünü Bugünü’ isimli röportaja verildi. Röportajın da bu isimle yayımlanması uygun bulundu. Röpotajlar kitaplaştırılmaya karar verildikten sonra sıra isim koymaya gelince ‘Çukurdaki Kent ve Ova’ yeniden gündeme geldi.Bu isimdeki sihirli sözcük ‘Çukur’du. Çünkü, bu ‘Çukur’ sözcüğü Çukurova’daki değişim ve dönüşümle ortaya çıkan yozlaşmayı, çürümeyi, yitirilen, yok edilen değerleri vurguluyor. Kitaptaki röportajlarda anlatılanlar da özetle bunlar.”
Çetin Yiğenoğlu (Adana, 01.03.1993)

Bir yanıt yazın