ÇETİN YİĞENOĞLU HAKKINDA…
Çetin Yiğenoğlu’nun da kısa bir yaşam öyküsü var:
“Ekinoksların yay burcundan oğlak burcuna geçtiği gece doğmuşum.
Annem amazon ruhlu bir kadındı. Yeter ki yelesini tutsun atın, bir sıçrayışta üzerine biner, elinde tüfek ateş eder, gerekir diye eteğinin altında tabanca taşırdı.
Babam ise güleryüzlü korkusuz bir adamdı. Görenlerin çil yavrusu gibi kaçıp dağıldığı bir engerek yılanını gider çalıların arasında yakalar, gülerek getirirdi.”
*
Çetin Yiğenoğlu’nun yaşamına gazetecilik-yazarlık dünyasından bakıldığında öne çıkan başlıklarda “halkını seven bir yurtsever” kimliği öne çıkar. Bir 68’li olan Yiğenoğlu hakkında 1970’lerin başından itibaren yapılacak incelemede, Cumhuriyet gazetesinde çalışırken yaşamının en dinamik dönemine rastlayan 25 yılda benzersiz çarpıcılıkta eylemli etkinliklere imza attığı görülür.
Yiğenoğlu, Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladığı ilk yıllarda Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’ne başkan seçildi. Bu dönem dünyayla birlikte Türkiye için çok önemliydi. Berlin duvarının yıkıldığı bu dönemde neoliberalizm, başta Türkiye, ulus devletlere saldırı, ulusal kaynakların yağmalanması, her şeye piyasacı anlayışla yaklaşımı sağlayacak yönetsel yapıları kurmak için skolastik düşünceyi özendirmişti.
Süreci doğru yorumlayan, yayın sorumluluğunu üstlendiği bölgenin, Türkiye’nin en sancılı bölgesi olacağını/olduğunu, senaryonun bölgeyi aşan boyutunu görmeyi ıskalamayan Yiğenoğlu’nun öncülüğünde “Ulusal basın”ı imleyen Türkiye’nin ilk basın anıtı (Basın Özgürlüğü Anıtı-1991) bu dönemde Adana’da dikildi.
Bir yıl sonra, Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız basın kurultayı olan “Yerel Basın Kurultayı-1992” bu dönemde yine Yiğenoğlu’nun öncülüğünde Adana’da düzenledi. Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun temelleri bu kurultayla atıldı.
Söz konusu günlerde Cumhuriyet gazetesinde patlayan ayrışmada (İ. Selçuk, H. Cemal arasında) Çetin Yiğenoğlu, İlhan Selçuk’un yanında yer alan ilk 10 gazeteci-yazardan biriydi.
Uğur Mumcu’nun katledildiği yıl yaşanan Madımak katliamında Sivas’a ilk giden, ilk dizi yazıyı yayımlayan, sonrasında ilk kitabı (Şeriatçı Şiddet ve Ölü Ozanlar Kenti Sivas) yayınlayan gazeteci-yazar da Yiğenoğlu oldu.
Ortadoğu’dan (Irak, Suriye, Ürdün) röportajlar, dizi yazılar yazan Yiğenoğlu, hiçbir zaman “Aydınlanma Devrimi”nin kazanımlarını savunmaktan ödün vermedi. Arsızlıklara, yolsuzluklara, yozlaşmalara karşı koymak, bu konularda yayın yapmak, yazı yazmak gazeteci-yazar kimliğinin ödünsüz karakteri oldu. Bu bağlamda Fetullah Gülen’e “Feto” diyen yerel gazeteci eksenindeki gelişmeleri “Festapo” yaklaşımıyla dizi-röportaj yapması, Çukobirlik/Çukoçiftlik, ÇEAŞ talanı başta, çok sayıda yazısı, röportajı örnek verilebilir.
Bu çalışmaları sırasında üçü çok ciddi, çeşitli tehditler aldı. Tehditler üzerine Gazeteciler Cemiyeti bir yıl süreyle (24 saat) polis korumasına alındı. Birkaç yıl sonra gazetenin İstanbul merkezine yapılan bir uyarı üzerine de Cumhuriyet Güney İlleri bürosu benzer biçimde polis korumasına alındı. Yiğenoğlu, Sivas kitabı nedeniyle gerici basın tarafından “Salman Rüşti” ilan edildi. Evine, işyerine “Selomünaleykümlü” telefonlar açıldı… Ama o, hiçbir tehdide boyun eğmedi.
Her koşulda yazdı (roman, inceleme vs.). Cumhuriyet yönetimi, Güney İlleri Bürosunu kapattıktan sonra (2011) hiçbir yayın kuruluşuyla organik bağ kurmadı. Bu sürede üç ciltlik “Küçük Amerika” inceleme çalışmasını yayınladı. Yanı sıra, kültür-sanat etkinlikleri düzenledi. Kurucusu olduğu Adana Sanat Günleri’yle geçen yıl 11.si düzenlenen Uluslararası Çukurova Sanat Günleri’nin, Çukurova Ödülü’nün genel koordinatörlüğünü yürüttü. Uluslararası Çukurova Müzik Festivali’nde yürütme kurulu üyesi olarak çalıştı.
Neoliberalist politikanın 2000’lerin başında yaklaşık 2 milyon üretici köylüyü yerinden yurdundan ettiği dönemde, Cumhuriyet Gazetesi’yle Çukurova Üniversitesi’nin işbirliğiyle yapılan Ulusal Tarım Kurultayı (2006)’nın düzenlenmesine emek verdi. Kurultay’da kurultay sekreteri olarak görev üstlendi.
………………………
BİZDEN BİRİ; ÇETİN YİĞENOĞLU
Ona “Adana’nın belleği” diyenler de oldu.
Gazeteci, öykücü, romancı Çetin Yiğenoğlu Terzi Nezihe Hanımla Terzi Ali Murtaza Beyin oğlu. Ekin-sanat alanında eylem insanı; Çukurova Sanat Girişimi’nin kurucusu.
O, kendi karakterini de biçimlendiren bir yazar...
İlk, orta, lise öğrenimini Kozan’da yaptı; İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu’nu bitirdi.
Adana Belediyesi’nde Yazı İşleri Müdürlüğü, Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
Yöneticilik yaptığı kurumlarda “Ne yer, ne yedirir” de dediler onun için.
Mesleği olan gazeteciliğe fiilen 1978’den sonra başladı. Milliyet, Ekspres, Cumhuriyet gibi gazetelerde çalıştı.
Birçok gazeteyle dergide haber, röportaj, makale, siyasi-edebi-felsefi içerikli deneme yazıları, Sol Gazetesinde siyasi fıkra yazdı. Le Monde Diplomatik Türkçe’de yazarlık, Yayın Kurulu Üyeliği yaptı.
1991-1995 yılları arasında iki dönem Çukurova Gazeteciler Cemiyeti başkanlığını yürüttü. Başkanlığı sırasında “Basın Özgürlüğü Anıtı” 1991’de Adana’da kuruldu.
Bu anıt Türkiye’nin ilk, aynı zamanda tek basın anıtıdır!
1992 yılında ise Türkiye’nin ilk bağımsız basın kurultayı “Yerel Basın Kurultayı” Adana’da düzenlendi.
Yerel Basın Kurultayı Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız basın kurultayıdır. Dünyada benzerine rastlanmamıştır.
Çukurova Gazeteciler Cemiyetince ilk kez 1995 yılında Orhan Kemal Öykü Ödülü” verildi.
Daha sonra Çukurova Sanat Girişimi adıyla yapılanan, 1999-2000-2001 yıllarında düzenlenen Adana Sanat Günleri”yle 2007’den itibaren gelenekselleşen “Uluslararası Çukurova Sanat Günleri”nin, “Çukurova Ödülü”nün genel koordinatörlüğünü yürüttü.
Uluslararası Çukurova Sanat Günleri bağlamında iki ülkede, -Türkiye-Suriye- iki ülkenin birçok kentinde eş zamanda etkinlikler düzenlendi. Uluslararası Çukurova Sanat Günleri özgün yapısıyla dünyada benzersiz konumda olduğunu gösterdi.
Yiğenoğlu, Türkiye’de ilk kez Adana’da açılan Yazarlarevi’nin kuruluşuna da öncülük etti.
Ona “Adana’nın, Çukurova’nın nöbetçi yazarı”; dedi ustaları.
Nöbetini tutarken Çukurova Gazeteciler Cemiyeti ile Çukurova Sanat Girişimi çalışmaları sırasında çok sayıda kitap, gazete yayınladı.
O bir gazetecidir! Yazar-gazetecidir; ‘gasteci’ değil!” Mesleğini istismar edenlere “GASTECİ” nitemini o taktı. “Gasteci” ismiyle romanını yazdı o temiz kalemi kirletenlerin. Ne ki, romanın 2. bölümünü yayınlayacak yürekte yayıncı bulamadı.
Dönemin bazı siyasi parti liderleriyle tanışmasına karşın, bu ilişkilerden yararlanarak milletvekili olmak için girişimde bulunmadı.
Günümüzde tuhaf bulunabilir belki ama, Adana’da gündeme gelen ara seçimde bir sol partinin milletvekili adayı olması önerisini de kabul etmedi.
Gerekçesi, “Ben zaten gazeteci olarak siyaset yapıyorum,”du.
O. Adana’dan uzaklaşamazdı.
O, bir yurtseverdir; Adana-Çukurova-Toroslar sevdalısı…
Halkını canı bilir…
Kurucu üyesi olduğu Çukurova Müzik Dostları Derneği’nce 2005-2009 yılları arasında düzenlenen “Uluslararası Çukurova Müzik Festivali”nde yürütme kurulu üyesi olarak görev yaptı.
Çukurova Üniversitesi’nde 2006 Kasımında düzenlenen “Ulusal Tarım Kurultayı”nda kurultay sekreteri sorumluluğunu üstlendi.
Adana Nazım Hikmet Kültür Merkezinde “yaratıcı yazarlık”, Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesinde “gazetecilik” dersleri verdi.
Basın Konseyi Onur Üyesi olan Yiğenoğlu, Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeliği, Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği ile BESAM’ın Çukurova temsilciliklerini yaptı.
O, hiç bir zaman kendi çıkarı için gökyüzünde yıldız olmak istemedi; halkı için karanlıkta yanan mum olmaya çalıştı, çalışıyor.
