ÇEÇE

BAHARI YAŞATMADILAR

Çetin Yiğenoğlu

Çukurova’da mimozalar da çiçek açtı. Binbir çiçekli dünya narenciye çiçeği kokusuyla esridi.

Ne ki, bu yıl halka baharı yaşatmadı saltanat oportünisti. Başta Ergenekon, Fetö, türlü tezgahtan gına gelen halkın duygu barometresinde kırmızıya tavan yaptırdı. Beyinlerini iğdiş ettiği kendi ahretikuslarını bile son turp katakullisiyle şaşkına döndürdü.

Bu ara leylekler de geldi. Ankara’da kargalar…

Güneyde Levant, Gazze kan deryası. Dünyanın birçok yerinde halklar islim üstünde.

Anadolu’da ise mimoza aydınlığında bir ışık parladı. Yüzlerce yıldır tabu-dogma masalıyla afsunlanan, 2. ikinci paylaşım savaşından sonra Postdam’da kasten/taammüden dinci köylülüğe mahkum edilen halk, ışığı görünce küflenmeye hayır “Hayır” diyerek iğneli fıçıdan çıktı. Bu, Anadolu’da uzun aralarla yaşanan uyanışın tekrar parlamasıydı.

Işığın gücü tarikatlar oligarşisini çatırdattı. Hazine farelerini aldı bir korku.

Höthötçü demogog, olan-biteni anlamadı. Zulmünü artırdıkça artırdı. Son operasyonuyla halkı biraz daha yoksullaştırdı. Zurna ödünsüzlüğündeki ses tonuyla iftar “nutuk”larında “turpun turbun büyüğü heybede” dedi yine. Bu ışığı da korkutarak sönümlendireceğini düşünmüş olmalıydı. Oysa halkın gönlündeki ışığın 12 Eylül’ün yol açtığı karanlığa karşı üçüncü parlayışıydı bu. Zonguldaklı maden emekçilerinin Ankara’ya yürüyüşü, ve Gezi direnişi gibi Saraçhane dirilişi de toplum bilincine nakışlandı.

Bu kez ışığı çoğu üniversiteli, üniversite diplomalı işsiz, mesleksiz gençler yaktı. Ardından yürüdü halk aydınlığa.

Olan-bitenin içsel, dışsal nedenleri var. Dışsal nedenler ABD öncülüğündeki emperyalist blokun Ortadoğu tasarımından kaynaklanıyor. Batıyla uyumlu bir Sünni blok kurulmaya çalışılıyor Ortadoğu’da. Sünni Ortodoksinin dışındaki bütün heterodoks yapılanmaların baskılanması bunun göstergesi. Suriye’de Arap Alevilerine yönelik katliamın, Dürzileri denetim altına alma girişiminin, Husi saldırısının, Hizbullah unsurlarının Lübnan’da, Suriye’de saf dışı bırakılmasının temelinde bu “Sünni tasarım” var.

Şii İran’ın kolu kanadı bu nedenle kırıldı Ortadoğu’da. Yakında ABD İran’a saldırırsa şaşırtıcı olmasın! Bize göre raf ömrünü tamamladı “İran İslam Devrimi”.

Görünüşe göre senaryo BOP kapsamında Yeşilkuşak projesinin 2. iknici fazının kurgulanmasına göre yazılmış. Suriye’de “fıkıh”la/şeriatla yönetilecek bir devletin kurulması, bu çağrışımı güçlendiriyor.

Suriye’deki yeni yapılanmanın en önemli aktörü ise Türkiye. Kubbe çatlatanın Erdoğan’ın “İslamcılık” politikasıyla Trump’ın Ortadoğu’da Sünni eksen politikası tam örtüşüyor. Türkiye’nin neohalifesinin gönlünde 3. Emevi İmparatorluğunu kurmak var. Kulislerde türlü isimlerle konuşuluyor bu istem. Türk Birleşik Devletleri örneğin. Emperyalizmin, bu Sünni bölgesel gücü Çin’le Rusya arasına bir kama gibi sokma düşüncesi güçlü olasılık.

Bunun yanı sıra bir de Bahçeli’nin kapısını araladığı Kürt sorunuyla ilgili görüşmeler var. Ne ki, Türkiye ile Suriye’deki gelişmeler bu konuda varsa yapılmış hesapları bozacak gibi görünüyor. Apo’nun manevi oğlu Mazlum Abdi’nin Suriye’de federasyon isteminden vazgeçip üniter yapıyı kabul etmesi Türkiye’de yeni bir arayış içine girileceği izlenimi veriyor. En azından federasyon konusu gündemden düşecek gibi görünüyor. Gerçi, Türkiye’de ne Kürtlerin ne de devletin hazırladığı nesnel bir “çözüm” projesi de yok ortalıkta. Varsa da kamuoyuna açıklanmadı henüz. Kulislerde “ortak vatan” konuşuluyor yalnızca. Bu da “üniter yapı”da fiili durumun süreceği izlenimi veriyor.

Son gelişmeler iktidarın Anayasayı değiştirme konusundaki tasarımını da bozacak nitelikte görünüyor.

Asıl heybedeki asıl büyük turp bize göre Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar. Geri dönecek gibi görünmüyorlar. Reis de dönmelerini istemiyor zaten. Aklında Türk halkıyla Suriye halkının inançsal açıdan entegrasyonu var. Hedeflediği ümmet yapılanması için gerekli bu. Neredeyse devlet politikası haline getirdiği Müslüman Kardeşler (İhvan) örgütüyle ilişkileri bunun göstergesi.

Derin korku İhvan’la, yeni Suriye yönetiminin Türkiye’yi nereye sürükleyeceğinden kaynaklanıyor.

Bunların dışında kimbilir daha nelere gebe önümüzdeki günler… CHP’nin 6 Nisan Kurultayı’ndan Ekrem İmamoğlu Genel Başkan çıksın da seyreyleyin gümbürtüyü… AKP Genel Başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu aynı zamanda CHP Genel Başkanı olarak çıkarsa şaşırılmamalı!

Kimbilir, Türkiye ne şenlikli ülke olur o zaman…

Gerçi, gün doğmadan meşime-i şebden neler doğar bilinmez…

Belki de, yeni bir evrensel tango çalınır ışığın doğduğu yerde. (Anadolu/Anatolien: Grekçe “Işığın doğduğu yer” anlamına geliyor).

……………………………….

Le Monde Diplomatique-Türkçe 01Nisan 2025

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir