Çetin Yiğenoğlu
Sonunda BAAS yıkıldı. Bilad-ı Şam düştü. Neoconların kurguladığı operasyonda tetikçilik El Kaide-IŞİD-Nusra veledi HTŞ’ye yaptırıldı. Başkan’ın adamları faillere yol-yöntem gösterdi. HTŞ komutanı Ebu Muhammed Colani (Golanlı Muhammed’in Babası) sempatik gösterilmek için “Golanlı” diye tanıtıldı. Golan’ın “Türkmen Yurdu” bilinmesi Colani’nin Türk sanılmasını sağladı. Bazılarının gönül akıttığı bu Bedevinin eski-yeni MİT başkanlarına Şam’da şoförlük yapması ise duygu seline yol açtı.
Meğer, mahlasıymış “Colani”li isim. İnsanlığın karşısına melek maskesiyle çıkartılırken asıl adı Ahmet Hüseyin el Şara diye açıklandı. Başına on milyon dolarlık ödül konulan, (ABD kaldırdı) baş kesmesiyle ünlü HTŞ liderinin şeriatçı kimliği gizlenmeye çalışıldı. “Şara” adının anlamını bilmeyen halk onu akraba saymayı sürdürdü. En azından Osmanlıcaydı soyadı. Belediye sistemi kurulmadan önce belediye başkanına “şehremini” (şehir emini) denildiği gibi eş anlamda “şehir ağası” nitemi de kullanılıyordu. Şehir ağası, zamanla “şara”ya dönüşerek Arapça’ya geçti. Araplar sözcüğe “şer’i” anlam yükledi.
Bu ara, çoğunluğu Ürdün’ün Mefrak kentinde yaşayan aşiret, “Şara”yı isim edindi. Mefrak, Ovalık Golan’da bulunduğu için Şaralar “Golanlı” sayıldı.
Colani, bu Ürdünlü aşiretin Suriye’deki uzantısı Fik (Güçlü) kırsalından. Hafız Esad’ın hapse attığı, BAAS’a üye olmamış, Nasırcı Arap milliyetçisi, akademisyen, yazar Hüseyin Ali Şara’nın oğlu. Amcası ise Baba Esad’ın diplomatı, oğul Esad’ın 6 yıl Dışişleri Bakanlığını, 8 yıl da Devlet Başkan Yardımcılığını yaptıktan sonra azledilen Faruk el Şara.
Sonuçta, sıkı Panarapçı babanın cihatçı oğlu Colani vurdu Arap Milliyetçiliğini. Oysa bazı Suriyeliler bin yıldır özlemini çekiyordu Büyük Arap İmparatorluğunun.
Bu özlem BAAS’la güç kazandı. Gerçekte siyasi hedefi farklıydı BAAS’ın. Atatürk Türkiyesi gibi bir devlet kurmak istiyordu Mişel Eflak’la 2 arkadaşı.
İlk fırsatta ideologlarının üçü de öldürülen BAAS, İkinci Paylaşım Savaşı sonrasında Panarabizme dümen kırdı. Suriye’yle Mısır’ın Birleşik Arap Cumhuriyeti’ni kurması bu düşü besledi. Ne ki, Arap-İsrail savaşı nedeniyle bu girişim, düş düzeyinde kaldı. Bunda, söylentilere göre “Çöl Tilkisi” lakaplı Hafız Esad’ın İngiliz baskısıyla Yermuk zaferinden İsrail çıkarına vazgeçmesi etkili oldu. Çöl Tilkisi, bu özveri karşılığında Suriye tahtıyla ödüllendirildi.
Esadlar Suriyesinde, BAAS dolayısıyla Panarabizm savunuluyor gösterilse de her zaman “Pansuriye” öncelendi. Ortadoğu’nun ortasında, Doğu Akdeniz kıyısında “Büyük Suriye”ydi Bilad-ı Şam toprakları.
ABD’nin hedefe Suriye’yi oturtmasına gerekçe olarak BAAS’ın gösterilmesi büyük yanılgıydı. Panarabizm’le BAAS çoktan iflas etmişti.
“Arap Baharı” fişeği, “Gazap Dönemi” ismiyle patlatıldı Deraa’da. Tuhaftır, o dönemden sonra, “Gazap Dönemi” ismi bir daha anılmadı. Ne ki, çatışmalar, muharebeler, savaş, gündemden düşmedi. Suikastlar düzenleyen, halka saldıran dinci, gerici, kan dökücü silahlı çeteler cirit attı ülkede. Saçı-sakalı uzun, cihatçılara özgü giyimleriyle başlarına Arapça yazılı bandanalar takılı militanlar ürkütücüydü.
Halkın ilgisi yoktu bunlarla. Dünyaya “ayaklanma” olarak gösterilen halk eylemleri de “ilerici” nitelikteydi. İstekler ekonomik, demokratik, sosyal hak içerikliydi.
Beşar Esad’ın tek istemiyse kapitalist dünyaya eklemlenmekti. Bu nedenle Batı ne istediyse yaptı. Babasının izinden yürüyerek BAAS’ı tasfiye etti.
Oysa BAAS, ulus devleti, üniter yapıyı savunuyordu. Emperyalizme karşı özgürlükçü, halkçı devlet istiyor, başarabildiğince sosyalizm getirmeyi arzuluyordu. Esadlar döneminde eğitimin, sağlığın parasız olması BAAS’ın eseriydi. Laikliğin, demokrasinin, insan haklarının bilincindeki aydınların öncülük ettiği 20 milyonluk nüfusuyla bölge halklarından farklıydı Suriye.
Esad’ın halkına kimyasal silah kullandığı haberleri kocaman yalandı; kanıtlandı. Colani sonrası servis edilen bazı vahşet haberleri de asılsız çıktı.
Buna karşın, “Lübnan’dan çekil” denildi; çekildi Esad. Kürtlerin yurttaşlık sorununu çözdü. Demokratik haklarını çözme konusunda söz verdi. 48 yıllık “olağanüstü hal” uygulamasını kaldırdı. Güvenlik güçlerine göstericilere hiçbir biçimde ateş açmama buyruğu verdi. Genel af çıkardı. Anayasadan “Arap” ismini, sosyalizm vurgularını çıkardı. Serbest ekonomiyle ilgili hükümler koydu. Belediyelere geniş yetki verdi. AB ülkelerinin uygulayamadığı sübsidiarite ilkesini getirdi. Yapılan referandumda halkın yüzde 89.4’ünün oyunu alan Anayasayla çok partili döneme geçti.
Ne ki, derenin yukarısındaki kurt, suyu bulandırmakla suçladığı aşağıdaki kuzuyu yemekte kararlıydı. Onca saldırının üstüne ağır ekonomik yaptırımlar uyguladı. Yıkımı ekonomiye vurulan bu darbe getirdi. Bu ara, silahlı çetelere para, silah, istihbarat desteğini sürdürdü. “Finansör” dedi bu destekçilere. Ülkenin altını üstüne getiren, insanları öldüren, evlerini başlarına yıkan, yerlerinden yurtlarından edenlere “finansör” dediler utanmadan.
Sonunda Esad’ın düşürüldüğü, BAAS’ın yıkıldığı ilan edildi. Suriye kurşun atmadan “kurtarılmış”tı. 13 yıl katil sürülerini dize getiren, Arapça “Hayalet”, “Hortlak” diye anılan efsane Şebbihaları, “Panter” ya da “Çita” isimli birlikleriyle ünlü Kaplan kuvvetleri nereye gitmişti?
Peki, HTŞ güçleri gelince devrim türküleri söyleyen, zafer çığlıkları atanlar kimlerdi?
Renkli devrimlerde “vekil kitle” gösterilerine doymuş insanları pek şaşırmadı, Emevi Meydanına doluşanlar. Bir dizi soru gündeme getirdiler yalnızca:
Daha düne değin şeriat çağrısı yapan Colani’deki bu değişimin kökeni neydi? Kadına ikinci planda yer verdiği, kız-erkek çocuklarını ayrı dersliklerde okuttuğu İdlip’teki politikasından neden vaz geçmişti? Acaba şimdi nasıl bir politika izleyecekti? ABD “höt” deyince Fırat’ın doğusuna geçememişti. ABD dolayısıyla paydaşı olduğu “Siyonist” İsrail’e karşı ne yapacaktı? Kendini Suriye tahtına oturtanların yanında İhvan’a (Müslüman Kardeşler/MK) karşı tutumu ne olacaktı? İşbirliğine gidebilecek miydi? MK’nin Türkiye ile Suriye’de büyük güç kazanması durumunda ne yapacaktı? Halife-i rüyu zemin efendisine biatını sürdürür müydü? Sürdürürse vay geleydi Türk halkının başına. Sürdürmezse seyreyleyindi gümbürtüyü…
Gerçekten de kim bu Colani? Yalnızca babasıyla amcasının intikamını almak için yola çıkmış bir cihatçı fedai mi yoksa?
Ortadoğu, insan davranışlarını yorumlamak açısından zor bir dünya. Siyasi olgulara akıl sır ermez. Sözlerin verilmesine, kararların alınmasına, anlaşmaların imzalanmasına bakılmaz orada. Gerçeklik yalnızca eylemle çıkar ortaya. 2024’ün son ayında Suriye’de olanlar bu gerçekliğin göstergesi.
Ah! ABD bir an önce gitse Çindistan’a… Zavallı Ortadoğu halklarının sırtından belki eksilir sopa…
……………………………….
Le Monde Diplomatique-Türkçe 01Ocak 2025

Bir yanıt yazın