ÇEÇE

Yaşasın TYS

Çetin Yiğenoğlu

Eşi-benzeri görülmedik gerilimli bir dönemde kuruldu Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS).

61 Anayasası sonrası görece demokratik kazanımların elde edildiği güneşli dönemde 68 meltemiyle çiçeklenmişti ülkemiz.

Egemen yapıyı çok rahatsız etti gün ışığı. 2. Paylaşım Savaşından sonra siyasal İslama aralanan kapıdan giren karanlığı koyulaştırmak için halk üzerinde uygulanan sinsi “bilmesinlercilik” politikasından beslenenler zaten tahammül edemezlerdi ışığa. Etmediler de.

On yıllık göreceli aydınlığın ardından darbeyle başladı 70’li yıllar. Bir generalin “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı,” sözleriyle gerekçesi açıklanan 12 Mart darbesi, sonraki yıllarda boyutlanacak karanlık dönemin miladı oldu.

Sağ-sol siyasi gerilimi silahlı çatışmaya dönüştürüldü. Sol sağla vuruşurken fraksiyonel farklılıklar nedeniyle sol ile de vuruşmaya başladı. Toplumsal yaşam kısa sürede sokaklardan ceset toplandığı günlere evrildi. Günümüzün baş belası İslamcı diktanın militan müritleri bu kavgaya karışmıyor, kıyıda, köşede mürşitlerinin gözetiminde iktidar için palazlandırılıyorlardı.

O sisli ortamda 12 Eylül cehenneminin ayak sesleri duyuluyordu. Yüz binlerce insanın fişleneceği, sorgudan, işkenceden geçeceği, zindanlara atılacağı, öldürüleceği, TDK’nin, TTK’nin yörüngesinden çıkarılacağı, yasaklı Türkçe sözcükler listesinin yayımlanacağı kara günlerin ayak sesleri…

İşte böyle bir dönemde, aralarında örnek aldığımız, izlerine basarak yazın evrenine yürürken kalem yonttuğumuz ağabeylerimizin, dostlarımızın bulunduğu 70 yiğit yazın emekçisi kurdu TYS’yi.

Kuruluş bildirgesinde zamanın ruhuna uygun biçimde “yazın emekçilerinin akçalı, sosyal, özlük haklarının güvenceye alınması” öncelikle vurgulansa da, kurucu irade, bunun Türkiye gibi bir ülke için yeterli olmayacağının bilincindeydi. TYS, tüzüğüne yazılsın, yazılmasın, başka toplumsal sorumluluklar da üstlendi kurulurken. “Demokratik kitle örgütü” nitemiyle sosyal-siyasal-sanatsal-ekinsel yaşamdaki yerini aldı. Her fırsatta, erikler çiçek açtı edebiyatı anlayışıyla kurulan sivil toplum örgütlerinden (STK’ler) olmadığını kanıtladı.

Her zaman, toplumsal sorumluluklarının gereğini yerine getirdi. Katledilen yazarlara, yurtseverlere, toplumsal, tarihsel, ekinsel, yazınsal değerlere sahip çıktı. Cinayetler, kirli, karanlık olaylar karşısında mağdur ama haklıların, halkının esenliği için can veren, yaralanan, zarar gören yazın emekçilerinin, yiğitlerin gönüllü savunmanlığını yaptı.

TYS, Çukurova Sanat Girişimi Çukurova Ödülü 2024 Seçici Kurulu’nca yayımlanan “ödül gerekçesi”nde de belirtildiği gibi “….Hukuksal, sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda temel hakları, özgürlükleri saptayıp, geliştirerek koruma ilkesinden ödün vermedi. Tam anlamıyla söz, yazı özgürlüğünün kazanımı için her türlü yasal mücadeleyi yürüttü.

Bir toplumun güç kaynağının edebiyat olduğunun bilinciyle ülkemizin gereksindiği düşünsel, yazınsal, kültürel, siyasal birikim konusunda tarihe not düşüren çalışmalar yaptı.

Türkiyemizin birçok alanda yozlaşma, çöküntü, çürüme sürecinden geçtiği günümüzde, ilkelerinden ödün vermeden bağımsız, demokratik düşünce özgürlüğünün tam yaşandığı bir ülke mücadelesinde her zaman işlevini yerine getirdi.”

Dahası, sanat-edebiyat alanında yarınlar için belgelikler oluşturmaya çalıştı. Tam bin yıldır skolastik yapının yol açtığı kör karanlıkta ekinsel dünyası çölleştirilmiş, korteksi kemikleştirilmiş, beyni nasırlatılmış insanların önüne ışık tuttu.

Bunları da dikensiz gül bahçesinde yapmadı. Her zaman bıçaksırtı, her yanı kör karanlık uçurumlarla dolu yolda verdi savaşımını. İnadına artırılan faşizan saldırılara aynı kararlılıkla karşı koydu.

Faşist darbeciler tarafından kapatıldı, yılmadı. Gün geldi, neomonarşik faşist İslamo dikta yönetimi tarafından belgeliklerine düzenlenen saldırılara karşı direndi. Yöneticileriyle birlikte kimi üyeler bir daha yerine konulması zor TYS birikimlerini canları pahasına korudu.

TYS, türlü yıldırmalara, saldırılara karşı inadına direndiği yarım yüz yıllık yaşamı boyunca bazı “sözde üyeleri”nin (yazarcıkların, şairciklerin) ilgisinden yoksun kalsa da yılmadan sürdürdü savaşımını.

Takvimler 2020’leri gösterdiğinde TYS’nin çınarı,1 numaralı üyesi Adnan Özyalçıner genel başkanlık sorumluluğunu üzerine alma gereği duymuşsa eğer bunu biraz düşünmek gerekiyor!

Ülkemizin, toplumumuzun geldiği nokta nasıl ürkütücü ki, bu yaşında elindeki kalemi bırakmadan, çamurda-balçıkta debelenen halkına bir şeyler anlatmak için çizmelerini giymesi çok anlamlı!

Işığa yürüyenlerine çiçekli bir evren, yaşayanlarına esenlikler dilediğimiz kurucularından tüm üyelerine, yazın emekçilerine bu ateşi söndürmeyen, TYS meşalesini taşıyan, güç veren tüm yazın emekçilerini kutluyoruz.

TYS üyesi olmaktan onur duyuyoruz.

Yaşasın TYS.

………………………….

ÇUKUROVA ÖDÜLÜ 2024

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir